JavaScript Menu Powered by Milonic

 

JavaScript Menu Powered by Milonic
Haberler


BİRAZ DA GÜLELİM :)

Bu Haber 7752 defa okundu.
Arkadaþa Gönder

KOMİK YANGIN HABERLERİ :)

 

Yangın olur, biz yangına gideriz ?? :)

 

 


 


 


 


 


 

YANGIN OLUR,BİZ MANGALA GİDERİZ...

resmi kurumlarda yangın köşelerinde görmeye alıştığımız yangın kovalarının değişmiş versiyonu olan bu mangal kovayla ateşe su değil ızgaraya et atılıyor.aslında üstüne büyük puntolarla babanın yeri yazılsa fena olmazdı :)


TEHLİKE ANINDA CAMI KIRINIZ, PARAYI ALINIZ... :)

 

 

KOMİK YANGIN FIKRALARI

Temelle Dursun iş için Amerikaya gider ve Itfaiyeci olur.Birgün bir Evde Yangın çıkar bunlar oraya gider.Dursun Evin Üçüncü Katından Balkondan Ilk Çocuğu atar Temel tutar yere koyar,Ikinci Çocuğu atar ama Üçüncü Zenci Çocuğu atar Temel bir adım geri çekilir yere atar sonra aşağıdan Dursuna bağrır:"Ula Dursun Yanmışları değil yanmamışları atsana...!"

 


 

Bir yangında evin çatısında mahsur kalmış bir anne ve kucağında kundaklı bir bebeği... Aşağıdakiler anneye, gerilmiş olan brandaya önce çocuğu sonra da kendisini atmasını öneriyorlar, fakat o kabul etmiyor, ne yaptılarsa kabul etmiyor. Alevler onlara ulaşmak üzere.... Bu sırada onları seyretmekte olan Temel, barikatları aşarak binanın dibine kadar gelir ve kadına seslenir:
-Abla korkma, at bebeği bana. Ben Sürmene Spor' un kalecisiyim...
Kadın Temel' e inanır ve bebeği Temel' e doğru atar...
Temel, nefis bir hareketle bebeği yere düşmeden yakalar, ayağa kalkar, iki kere yerde zıplattıktan sonra degajını yapar.

 


 

Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komsuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş..
İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarda beklemesini söylemiş.. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya.. Sonra karısını, sonra köpeğini ve kedisini.. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış.. Onu seyreden komşularından biri sormuş "Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiçbir şey getirmiyorsun?" diye.. "Kayınvalidem içeride!" demiş adam "Arada bir girip çeviriyorum..!"

 


  

İLGİNÇ YANGIN HABERLERİ...

forum kapalı olduğu için, sıcağı sıcağına, flaş flaş anlatamadım havadisi. Bu yazıyı yazıyorum ki yangın karşısında nasıl davranılacağını öğrenin, tecrübelerimden ve birikimlerimden yararlanın. :D

Bu yazıyı yazmama neden, yan apartmandaki bir dairenin cayır cayır yanması. Malum Zoque forumu nedeniyle geceleri uyumak gibi bir uğraşım olmuyor, böylece apartman sakinlerini deprem, yangın, hortum, girdap gibi doğal felaketlere karşı uyarma görevi bana düşüyor.

Yangını hissetmem güç olmadı. İç güdülerimin çok güçlü olması ve yan odada uyuyan teyzemin kalkıp: “Oğlum n’apıyon? etraf yanıyo, sen halâ atari mi oynuyon!” diye telkin etmesi sonucu yan apartmanın cayır cayır yandığını hemen fark ettim.

Bu gibi durumlar için şu tavsiyelerime kulak verin:

Kesinlikle 911’i aramıyorsunuz; “yol uzun ama onlar amerikan ne de olsa, bizim itfaiyeden daha çabuk gelirler” diye düşünmeyin. İtfaiye, benim saçlarımı taramamdan daha kısa sürede geliyor.

İtfaiyenin numarası 110’muş. Yangın anında çok lazım oluyor, zira bu gibi olaylarda insanlar kırıcı oluyor, itfaiyenin numarasını bilmeyip de soranlara “Tüüh, daha itfaiyenin numarasını bilmiyor! Bi de tahsilli adamsın, mezuniyet kepinden utan...” diye bağırıyorlar. :)

Yol göstermek için aşağıya indim; tabi önce saçımı başımı düzelttim, komşu kızı balkonda. İtfaiyeciler gelmişti bile. Yanlış apartmana girmişler. Bizim yan apartmanın girişi çok kuytu, sapa bi yerde. Yani mimarı utanmasa, apartman kapısını şelalenin arkasına gizleyecekmiş. Tabi itfaiyeciler de doğal olarak bi yan apartmana girmiş.

Neyse... Hemen itfaiyecileri yanlış apartmandan çıkarttım, doğru kapıyı gösterdim. Hiçbiri de yüzüme bakıp: “Tebrik ederim, sizin gibi yurttaşlık bilinciyle dolmuş, taşmış, TRT dikkat programlarını içine sindirmiş birini tanımaktan gurur duyuyorum, işte ben bu mesleği sırf sizin gibiler için yapıyorum, bizleri sizler var ediyorsunuz, lütfen göz yaşlarımı tutamadığım için beni affedin, elinizi sıkabilir miyim?” bile demeden, tabakhaneye tabak yetiştiriyormuş gibi koştura koştura apartmana girdiler. İnsanlık ölmüş be... :)

Bu sefer paranoya başladı, ya yanlış kapıyı göstermişsem??? Eminim o kapı olduğundan ama böyle durumlarda en emin olduğunuz şeylerden bile şüpheye kapılıyorsunuz. Hani sadece şüpheye kapılsam iyi, bi yandan da paranoya. Ya bir itfaiyeci “yakalayın şu düzen bozucu, anarşist yuva düşmanı ajanı, bize yanlış apartman kapısını gösterdi...” derse, tabi göz ucuyla elinde telsizi olan polisleri süzüyorum. Neyse ki doğru kapıyı göstermişim ve itfaiyenin zaman kaybetmesine engel olmuşum. O zaman anladım, ben bi kahramanım!!! :) Gerçi apartman boşalmıştı zaten ama, akvaryumda bir balık, muhabbet kuşu, hiç olmazsa birkaç hamam böceği belki de hayatını bana borçlu.

Tabi kahraman olmak başka bişey... Yani nasıl dile getirsem, Lassie’nin neler hissettiğini şimdi daha iyi anlıyorum. :D Ben komşulara yaptığım kahramanlıkları anlatırken, onlar kayıtsızca yangını izleyip durdular, sonra da balkona çıkan itfaiyecileri alkışladılar. Peh, peh, peh... Hazır apartman kapısını gösteren varken babam da söndürür yangını...En çok komşu kızına bozuldum, en güzel pijamalarımla çıkmıştım, saçımı başımı taramışım, gelip beni tebrik bile etmedi.

N’apalım, Türkiye’de benim gibi kahramanlar takdir görmüyor. Lassie de benim gibi Türkiye’de yaşasaydı, çoktan belediye tarafından zehirlenmişti. Neyseki ben sokaktan yiyecek almıyorum. :)

Galiba bu yazının SmolTolks’ta bile yeri yok. Dikkat ettim de giderek uç noktalara gidiyorum. Birisi “Ulan, bunları ne yazıyon buraya, günlüğün falan yok mu senin...” diyebilir. Aslını ararsanız yok! Eskiden yazıyodum, baktım kimse günlüğümü okumuyor, yazmayı bıraktım. :D

N’apalım, bu gece şımardım bi kere. :P Ya ben ve Lassie için ayrı bir bölüm açın: Kahramanlar Forumu falan gibi, ya da SmolTolks’taki yazılarıma katlanın...:D

 


BİR YORUMDA SİZ KATIN ...

 

 

Hamdi Beylerin ofisi yanmıştı. Kimse ölmemiş ve yaralanmamıştı; ancak bürodan eser kalmamıştı. Hamdi Bey, ofisin yanmasından yeni sekreteri Nurgül'ü sorumlu tutuyordu.

Ona göre yangın sekreterin dikkatsizliğinden kaynaklanmıştı. Ofiste sigara içerken bir telefon gelmiş; o da sigarasını çöp kutusuna düşürmüştü. Uzun süren telefon konuşması sırasında çöp kutusu iyice alev almış ve alevler masaya da sıçramıştı. Ofiste bir yangın söndürücü olduğu halde beceriksiz kız yangın söndürücüyü de kullanmayı başaramamıştı. Sekreterin tek yapabildiği her şeyi bırakıp kendini dışarı atmak olmuştu. Neyse ki işyerinin yangın sigortası vardı. Yüklüce bir borcu vardı ve ödeyecek parası yoktu; sigortadan alacağı para ilaç gibi gelecekti.

Nurgül sekreter olarak girdiği işte daha bir ay geçmeden bir yangın geçirmişti. Oldukça talihsiz bir dönemdi onun için. İşe başladığı gün nişanlısından ayrılmıştı. Morali oldukça bozuk olan genç kız bir de aksi bir patronla çalışmaya başlamıştı. Hamdi Bey, genel olarak planı ve programı olmayan bir insandı. Uzun uzun konuşan ama yapılacak işi söylemeyi unutabilen bir yöneticiydi. Ardından bu işin neden yapılmadığını sorabilecek kadar da sağduyu sahibi olmayan biriydi. İlk bir ay patrondan yediği haksız azarlamalar ve üzüntülerle geçmişti. Yangının çıktığı gün ise patrondan gelen uzun telefon yüzünden alevlerin farkına varamamıştı. Nurgül yangının nasıl çıktığını bilmiyordu. İtfaiyeciler yangının sigara yüzünden çıktığını söylemişlerdi. Ancak Nurgül sigara içmiyordu. Hamdi Bey'e de bir türlü bunu anlatamamıştı. Hamdi Bey, Nurgül'ün gizli gizli sigara içerken ofiste yangın çıkardığını düşünüyordu. Nurgül, alevleri fark ettiğinde ofisteki yangın söndürücüyü de kullanmaya çalışmıştı; ama nedense yangın söndürücü çok az bir toz püskürtmüştü; onun da çok az etkisi olmuştu. Ofisten fırlayıp yangın var diye bağırınca bir iki komşu gelmiş; ama bir şey yapamamıştı. İtfaiyeyi de onlar aramıştı.

Hamdi Beylerin ofisine yangın söndürücüyü bir önceki ortağı almıştı. Satıcı, yangın söndürücülerin bir bakım ve son kullanma tarihi olduğunu belirtti. Yılda bir kez bakım görerek yeniden doldurulması gerekiyordu. Ortağı bu satın almadan dokuz ay sonra Hamdi Bey ile düştüğü bir anlaşmazlıktan sonra ayrıldı. Elbette yangın söndürücü gibi önemsiz bir konuyla ilgili konuşmadılar.

Yangının çıktığı günün sabahı, Nurgül iş hanındaki çayhaneden kendine bir çay istedi. Çaycı neredeyse yarım saat sonra getirdi çayı. Çaycı çırağı Behçet'in elinde bitmek üzere olan bir sigarası vardı. O sırada Hamdi Bey'in masasındaki telsiz telefon çaldı. Nurgül telefonu almak üzere yerinden kalktığında çaycı Behçet elindeki sigaranın izmaritini çöp kutusuna attı. Behçet çay ocağına döndüğünde, çay ocağının sahibi onu para çalmakla suçladı ve Behçet'i kovdu. Behçet yangın çıktığını bile bilmeden iş hanından ayrıldı.

Maliye müfettişleri, Hamdi Bey'i fena sıkıştırıyordu. Yangında şirketin mali kayıtlarının olduğu defterler de yanmıştı. Maliye müfettişleri, Hamdi Bey'in aksi konuşmalarına iyice gıcık oluyor ve ona büyük bir ceza yazmaya hazırlanıyordu. Hatta içlerinden biri o kadar sinirlenmişti ki; "İyi ki işyerin yanmış sana müstahak." diye aklından geçiriyordu.

Sigorta eksperi Turhan Bey de yangın sırasında içeride Nurhan olduğu için onu sıkı bir sorguya çekmişti. Pimpirikli Hamdi Bey, işyerini oldukça yüksek bir tazminat bedeline sigortalatmıştı. Sigorta eksperi, Hamdi Bey'in sekreterine işyerini yaktırmış olmasından şüpheleniyordu.

yorumlar :

İnsanları çok kolay yargılayabiliyoruz gerçekten. Yapmamamız lazım. Güzeldi.

Gönderen yrmsz, on 05/31/2008 at 11:35

Hamdi beyin yaptığını aslında bir çoğumuz farkında olarak yada olmayarak yapıyoruz.Bir olay karşısında ilk suçladığımız karşımızdaki oluyor.Genelde çoğumuz zeytinyağı gibi üste çıkarız aklımıza empati yapmak pek gelmez.Öykünün başında kesinlikle bu sekreter haksız diye düşünmüştüm fakat ilerlediğimde gerçeğin hiçte öyle olmadığını gördüm.Öz eleştiri yapma fırsatı veren bir öykü.Teşekkürler...

Gönderen sanavber, on 05/13/2008 at 08:14

 

YANGIN SÖNDÜRÜCÜ YAPALIM ( YAPMIŞLAR DA...!!!)


Bu ay arkadaşımız Esat’la birlikte bir yangın söndürücü yaptık. İhtiyacımız olan malzemeler bir mum, kibrit ya da çakmak, küçük bir cam şişe, yarım çorba kaşığı karbonat, beş çorba kaşığı sirke ve bir parça kâğıt idi. Malzemelerimizi hazırladıktan sonra işe koyulduk.
Mum, cam şişe, karbonat, kâğıt, sirke, kibrit ya da çakmak

Önce mumu yakıp masamızın üzerine koyduk.
Masanın üzerinde yanan mum
Sonra cam şişeye sirkeyi döktük.
Şişeye sirkeyi koyarken.
Karbonatı kâğıt parçasının üzerine döktük ve kâğıdı bükerek içindeki karbonatı şişeye boşalttık.
Şişeyi karbonatı dökerken.
Tabii bu sırada şişede meydana gelen karışım köpürmeye başladı. Hiç zaman kaybetmeden şişeyi hafifçe eğip, ağzını mumun üzerine doğru tuttuk. Ancak bu sırada şişenin içindeki sıvının yere dökülmemesine çok dikkat ettik. Hep birlikte alevi gözledik. Neler oldu dersiniz?
Şişenin ağzını yanlamasına mumun üzerine tutarken.
Bunların üzerine gördük ki bir süre sonra mumumuzun alevi söndü. Çünkü şişeye koyduğumuz sirke, asit özelliğine sahip bir maddedir. Karbonatla birleştiğinde aralarında kimyasal bir tepkime meydana gelir. Sonuçta karbondioksit gazı açığa çıkar.
Sönmüş mum.
Yani biz, şişenin ağzını alevin üzerine tutmakla oraya karbondioksit göndermiş olduk. Tabii yoğunluğu oksijenden daha fazla olan karbondioksit gazı da alevin çevresindeki oksijeni itti. Böylece yanmak için mutlaka oksijene ihtiyacı olan mum sönmüş oldu.
Kolayca hazırladığımız bu düzenek, basit bir yangın söndürme aracıdır. Yangın söndürücülerin çoğu sıkıştırılmış karbondioksit içerir ve bu prensibe göre çalışır. Karbondioksit, oksijenin alevlere ulaşmasını engelleyerek yangını söndürür.
Bu arada unutmadan belirtelim, deneyimizde ateş kullandığımız için deneyi yaparken bir büyüğümüzden yardım almamız daha uygun olur.


 

Arabanızda yangın söndürme tüpü var mı?

http://resim.donanimhaber.com/m_6086897/mpage_2/key_//tm.htm#7916932  tıklayınız...

 


 

 
 
Tatbikatı Gerçek Sanan Yaşlı Adam Gözyaşlarına Boğuldu
 

Ardahan'ın Posof ilçesi Halitpaşa İlköğretim Okulu öğrencileri tarafından yapılan Sivil Savunma Tatbikatı'nı gerçek sanan yaşlı bir adam hüngür hüngür ağladı.

Sivil Savunma Günü nedeniyle Posof Halitpaşa İlköğretim Okulu öğrencileri tarafından uygulamalı olarak yapılan sivil savunma eğitimi ile deprem, bina, yangın tahliyesi ve yangın söndürme tatbikatlarında 150 öğrenci, 10 öğretmen görev aldı. Eğitimin ardından uygulamalı olarak yapılan deprem, yangın tahliyesi ve yangın söndürme tatbikatı gerçeği aratmadı. 

Tatbikattaki yangını ve senaryo gereği yaralanan öğrencileri gerçek sanan Niyazi Çınar (66) isimli vatandaş, göz yaşlarını tutamadı. Tatbikatı ağıtlar yakarak ve gözyaşları içinde izleyen Niyazı Çınar, "Yavru kuşlar yandı. Bina yandı, çocuklar yandı" diye hüngür hüngür ağladı. 

Olanların gerçek olmadığını, tatbikat olduğunu öğrenen yaşlı adam "Tatbikatı gerçek sandım ve ağladım. Allah devletimize zeval vermesin kötülere de fırsat vermesin" diyerek rahat bir nefes aldı.

 


Defa Okundu.
Arkadaşıma Gönder
7752 Defa Okundu
Yorumlar (Yorumlarını ekle)

Online Destek

Online destek hattımıza bağlanarak bizlerle iletişim kurabilirsiniz..

Katalog İndir

Kataloğumuzu pdf formatında indirebilir ürünlerimizi detaylı olarak inceleyebilirsiniz

Servis

Firmamız tarafından satış ve dolumları yapılan yangın söndürme cihazlarına...

 
KATEGORİLER
Yangın Söndürme
Yangın Dolapları
Köpüklü Söndürme
Yangın Algılama
Yangın Ekipmanları
Uyarıcı Malzemeler
KATEGORİLER
Acil Aydınlatma
Davlumbaz Söndürme
Gazlı Söndürme
Yönlendirme Levhaları
İtfaiye Malzemeleri
Söndürücü Kullanımı
KATEGORİLER
Aksesuarlar
Tatbikatlarımız
Eğitimlerimiz
Belgelerimiz
Sanal Yangın Söndürünüz
Haberler
KATEGORİLER
Yangın Söndürme
Yangın Dolapları
Köpüklü Söndürme
Yangın Algılama
Yangın Ekipmanları
Uyarıcı Malzemeler